HAYATI BİLİNMEYEN İNSANLARIN ÖYKÜLERİ Şaban Sağlık Prof. Dr

Hikâyesi Bilinmeyen İnsanların Öyküleri: ZONGO’NUN DEĞİRMENİ* Şaban Sağlık

 Edebiyatın saymakla bitmeyen işlevlerinden biri de keşiftir. Bazen tarihin bilinmeyen karanlık dehlizlerine gizlenmiş bazen de özellikle günümüzde hiçbir gözün göremeyeceği bir noktada unutulmuş olan ve keşfedilmeyi bekleyen yığınla hikâye vardır. Hikâyeler anlatılmak için üretilirler. Anlatılmayan hikâyeler, yaşanmış da olsalar, unutulup giderler. Burada da Puşkin’den mülhem şu cümleyi anmak gerekiyor: “Sanat (hikâye) unutturmaz.” ( Devamı … )

DEVAMI --››
KIRSALIN VE FOLKLÖRÜN İZİNDE Abdullah Harmancı, doç. dr

 KIRSALIN VE FOLKLÖRÜN İZİNDE

Recep Seyhan beşinci öykü kitabını çıkardı: Zongo’nun Değirmeni (Bilge Kültür Sanat, 2019). Recep Seyhan adını ilk defa Çiçekler Kesmişti Selamı (1990) adlı eseriyle duymuştum. Araya uzun seneler girmiş. Yazar 2019’daki bu eserine gelene kadar, hangi aşamalardan geçti, neler yazdı, neleri yok etti, otuz senelik süreçte “yazı cehenneminde” hangi yaşantılarla bugünlere ulaştı? Keşke bütün yazarlar bu aşamaları uzun uzun aktaran yazılar yazsalar. Yazı yolundaki yürüyüşlerini bizlere açsalar. Yazı serüvenlerinin bütün boyutlarını ama özellikle metinlerine zaman içinde bakışlarının nasıl değiştiğini, değişip değişmediğini gösterseler. Otuz sene, dile kolay, acaba Recep Seyhan için hangi aşamaları içine aldı, neleri dışta bıraktı? ( Devamı … )

DEVAMI --››
ZONGO’NUN DEĞİRMENİ Rüveyda Durmaz Kılıç Heceöykü sa. 96

ZONGO’NUN DEĞİRMENİ

“Böyle başlayacaktı hikâye” diyerek okurunu hızlıca içine alan, kuşatan bir anlatıyla başlıyor Zongo’nun Değirmeni,”… Bu ilk hikâyede masalsı detayların, temaların kurgudaki yeri oldukça başarılı. Böylelikle okur, fantastik ile gerçekliğin biraraya geldiği ve içinden hikmetlerin ortaya çıktığı bir öykü evreninde buluyor kendini.

Zongo’nun Değirmeni, ara başlıklar atılan hem müstakil hem de bütünlükle okunabilen hikâyelerden oluşmakta. Kitabın diğer hikâyeleri de bu ara başlıklara sahip. Bu teknikle hikâyeler birbirini besliyor ve yazarın hikâyeler çıkarma becerisini de ortaya koyuyor. Böylelikle her başlığa, devam eden ana hikâyeye rağmen, yeni ve ayrı bir hikâye gözüyle bakıyoruz. ( Devamı … )

DEVAMI --››
SORUŞTURMA / BUTİMAR DERGİSİ
Sorular: BUTİMAR dergisi yay. yönt. Şeyma Subaşı
  • Bir kurmaca metnin doğuşu sizde nasıl gerçekleşir?

RS-Bu sorunun bir benzeri daha önce başka bir dergide “Öykünün doğduğu an” başlığı altında yöneltilmişti. Orada değindiğim hususları tekrar etmemek için farklı noktalara değineyim: Kurmaca metinler gerçek olandan yontulabildiği gibi hayalden de yontulabilir. Gerçekten yontmanın riskleri vardır. Gerçek sizi kendi çekim alanına sürükleyerek ayartabilir; hatta muhayyilenizi tutuklayabilir. Bu riski aşmanın yolu hayale ve arketiplere müracaat etmektir. Bendeniz hayalden de yontsam hiçbir gerçeğe tümüyle sırt dönmedim. Şunu söyleyebilirim: Hikâyelerimde; gerçek hayatta veya içimde veya hayatımın bir diliminde yaşamadığım, görmediğim, gözlemlemediğim, birinden duymadığım yahut düşlemediğim hiçbir şey yoktur. Bu şu anlama geliyor: Hikâye, doğmadan önce bana bu saydığım merkezlerden bir dalga olarak gelir,  muhayyilemin kıyılarına vurur. Onu oradan alıp işlemek kalır bana. Bazen bu dalgalar bir yoğunlukla gelebilir. Bu bir bereket demidir kuşkusuz ve hikâye yazmamı kolaylaştırır. ( Devamı … )

DEVAMI --››
R. SEYHAN İLE ÖYKÜYE DAİR – Sorular: Y. ALPASLAN ÖZDEMİR

RECEP SEYHAN ile ÖYKÜYE DAİR SÖYLEŞİ – Sorular: Yusuf Alpaslan Özdemir

  1. Yaşadığımız toplumun edebiyatla ilişkisini nasıl değerlendirirsiniz, sizce edebiyat, hayatımızın neresinde? İnsan edebiyat bilse ne olur, bilmese ne olur hocam? Edebiyatla ilgilenmeyen onca insan var, ne oluyor onlara sizce?

Edebiyatın toplumun ilgi alanında olduğunu sanmıyorum; dolayısıyla olmayan bir şeyin bir niteliğinden de söz edilemez. Şunu söyleyebilirim: Edebiyat, hayatı ve eşyayı anlama ve onları anlamlandırma çabasıdır. Edebiyat, insanın ve eşyanın fark edilmesidir. James Wood’un “Edebiyat, hayatı daha iyi fark etmemizi sağlar; hayata ilişkin bize pratik yaptırır. Bu da bizi hayatı ve detaylarını daha iyi okuyan biri hâline getirir,” görüşünün merkezinde iki tür okuma var: Kitap ve hayat. ( Devamı … )

DEVAMI --››
ZONGO’DAN KAZAKÇAYA ÇEVİRİ

Zongo’dan birkaç hikâyenin Kazakçaya çevrileceğini öğrendik. İlk olarak kitaptan “Sinek” adlı hikâye çevrildi. Çeviriyi yapan Moğol asıllı Kazak şair/hikâyeci (engimeci) Suragan Rahmetoğlu’na teşekkür ederim.
SİNEK hikayesinin Kazakça çevirisi (Kril alfabesiyle) aşağıdadır.

РЕЖЕП СЕЙХАН (RECEP SEYHAN)
ШІРКЕЙ
Түн ортасынан ауған шақ. Көшелер жым-жырт,тыныш.Үйде тек екеуіміз ғана.Кейбіреулер терезе әйнегіне,енді біреулері есіктің тұтқасына қоныпты. Ал, бір жарымы төбедегі шамның ламбасында.Тіпті біреулері ызыңдап, айналып ұшып жүр. «Әнеу жерде» деді.Не бар онда? Шіркейлер мыңғырылған! Ол нұсқаған жаққа қарадым. Қабырғада ештеңе жоқ!? Оның көргенін мен көре алмадым. «Барып тынық. Ертемен сәресін ішуге келесің!?» Бөлмені кезіп көп жүрдім. Жатсам ба? Кетсем бе?
Шамалы сәттен кейін бәрімізді таңқалдырып ол орнынан ұшып тұрды да бет алды сөйлей жөнелді. Дәлізде арылы, берілі теңселіп кезді.Тысқа шығып төрт доңғалақтыдан алайық па деді!?Аты есімде жоқ.Ұмыттым. Тырыс Османда бар еді ғой?! «Атыбы арбасы ма?» «Иә, соның өзі!» «Маған керегі де сол!» Ол оң қолының сыртымен маған «тысқа кет!» дегендей ишарат білдіргендей. Мен кете бердім. Отыз миуттай уақыт өткенде соңымнан біреу телефон шалды. Атымды атап, «сіз солсыз ба?» деді.
Дәл осы кезде менің манағы қабырғадан көре алмаған жанның елесін дауысынан көріп, танығандай болдым.
24.11.2019
( Devamı … )

DEVAMI --››
ZONGO TYB’DE KONUŞULDU

ZONGONUN DEĞİRMENİ’nin Konuşulduğu Programdan Alıntılar

16.11.2019 Cmt günü Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde yapılan programda konuşmacılardan alıntılar:
“Bu kitap (Zongo’nun Degirmeni), hakkında bir sempozyum düzenlemeyi gerektirecek derinlikte görünüyor.” Prof. Şaban Sağlık
“Ölü Sesleri Korosu (Zongo’nun Değirmen’nde yer alan uzun bir hikâye) ‘tefekkür bizi nereye götürmeli’ sorusuna cevap niteliğinde bir hikâyedir.” Cihan Aktaş hikâyeci, yazar
“Recep Seyhan’ın fantastik olandan ziyade masalsı hikâyeler anlattığını düşünüyorum.” Doç. Dr. Mehmet Güneş
“Recep Seyhan’ın  hikâyeye masalsı hava ile  girmesinin sebepleri var; Bu, bir varmış bir yokmuş” tekerlemesiyle bağlantılı: Hikâyede yaşananların anlatılması anlamını ‘bir varmış’ göndermesiyle vermekte. Yazar anlatıcı bir yokmuş ile de; ‘geleneği sürdüren, artık yok olmuş, kaybolmuş bir hayattan geriye kalanların ‘bir yokmuş’ hükmünde  olduğunu göstermek istiyor.” İsmail Pelit, yazar, romancı ( Devamı … )

DEVAMI --››
SİTEMİZE SİBER SALDIRI

SALDIRI FETÖ’NÜN ADAMLARINDAN MI?

Sitemize 19 ve 26 Ekim tarihlerinde iki kez siber saldırı düzenlendi.
Bendeniz çok önemli bir yazar olduğumu sanmıyorum. Önemli yazar nasıldır nasıl önemli yazar olunur onu  da bilmiyorum. Böyleyken bir ayda iki kez sitemizin hedef alınmasının tek açıklaması var: Fail FETÖ’nün adamları olabilir mi? Bunu aklımıza getiren somut  bir durum var: EBUCEHİL KARPUZU adlı romanımız FETÖ’nün kripto adamlarından birini anlatıyor. Romanın ilk baskısı tükendi. Her ne kadar romanın ilk baskısı okuyucuya tam olarak ulaşmadıysa da ikinci baskısı yolda. Bu olaydan yılmayacağız. Sitemizi yeniden onararak aktif hâle getiren Yusuf Özşahiner’in gayreti taktirlerin üzerindedir.  Zarkon Savaşları, Kazadan Sonra, Sahaf (Öteki Dünyanın Efendileri), Bahşi Tapınağı Efsanesi gibi bilim kurgu/macera romanlarının yaratıcısı Yusuf Özşahiner sitenin yeniden imarı için gerçekten büyük mücadele verdi. Kendisine teşekkür ediyorum.

DEVAMI --››