COVİD GÜNLÜĞÜ

26 Ekim 2020 Pazartesi
Amasya Devlet Hastanesi/03.20

Burada hasta olarak değil hasta annemin refakatçisi olarak bulunuyorum. Aslına bakılırsa “Covid” denen davetsiz misafir yaklaşık bir haftadır benim de vücudumda ama bedenim üzerinde ciddi bir faaliyetini hissetmedim. Vücudumuzu beğenmemiş de olabilir, bilmiyorum.

Covid’in namı kendisinden daha görkemli. Rivayetler muhtelif. J. Borges’in ve G. G. Marquez’in büyülü gerçekçi anlatımlarına benziyor durum. Konakladığı vücutta, negatife döndükten sonra bulaşıcılığını yitirse de taşıyıcı olarak kaldığı   söyleniyor. Marifetleri çok Covid’in.  Bütün bir insanlığı hizaya sokmuş görünüyor. Bütün bunları nasıl başardığına akıl sır erecek gibi değil. Bizim gözlemimize göre başlangıcı ile bitişi üç yıl sürer. (daha&helliip;)

DEVAMI --››
HAKİKATİ KURMACANIN ZEMİNİNDE ARAYABİLİR MİYİZ? -deneme- R.Seyhan

Hakikat Arayışında Yönelimler ya da  HAKİKATİ KURMACANIN ZEMİNİNDE ARAYABİLİR miyiz?

Kurmacanın zemininde hakikati aramak mümkün mü? Ya da kurmacanın lâmbası ile hakikati ne kadar -ya da onun ne kadarını- arayabiliriz? Hakikat arayışında yönelimler hangi istikameti gösteriyor? Bu çalışmamızda bu sorulara cevap aramaya çalışacağız. Bu zeminde beliren yeni sorularla konuyu  irdelemeyi deneyeceğiz.

Bazen gerçek ile kurmaca arasındaki makasın iyice açıldığına, mesafenin daraldığına, bazen de bu ikisinin iç içe geçtiklerine şahit olmuşuzdur. “Olamaz! İnanılmaz!” dediğimiz durumlar bu cümledendir. O arada zaman da hakikatin yedeğinde sürekli evriliyor. Bunlar olurken kurmaca metinlerin hakikati arama yöntemlerinin de evrilmemesi mümkün değil. Burada bir yönelimden söz etmemiz gerekecek. (daha&helliip;)

DEVAMI --››
MUSTAFA EVERDİ’NİN ‘BİREY OLUŞ’U İMLEYEN BİR HİKÂYESİ Recep Seyhan-eleştiri

Sanatçı Önüne Çıkan Otoritelere İlişkin Bariyerleri Nasıl Aşabilir?

“O gün ziyaret sırası karımın dayısına gelmişti. Dini bütün Dayı’ya beni göstererek ne kadar dindar bir damada kız verdiklerini ispatlamış olacaklar.” Hikâye böyle muzip ve gülümseten bir girişle başlıyor. Mustafa Everdi’nin hikâyelerinde genelde bu üslup var. Everdi her şeyden önce bir üslup sahibi bir yazar. Onun metinlerini isimsiz ve imzasız olarak bir yerde görseniz bu metin Everdi’nin dersiniz. Üslup tam da budur. Bu keyfiyet yazarın hanesine kaydedilebilecek artı bir değerdir.
Yazar, giriş cümlesinde bize hikâyenin arka plânındaki ilişkiler ağını ya da kahramanın aile ilişkilerinde nereye yerleştirildiğini de imliyor. Bu önemli. Bir hikâye cümlesinin temel özelliği, söylenmemiş ya da söylenememiş olanlara bizi bir çırpıda ulaştırmasıdır diyebiliriz. Yazar, bu hikâyesinde bu çerçeveyi hikâyenin başından sonuna kadar korumayı başarmış görünüyor. (daha&helliip;)

DEVAMI --››
HİKÂYESİ BİLİNMEYEN İNSANLARIN ÖYKÜLERİ Şaban Sağlık Prof. Dr*

Edebiyatın saymakla bitmeyen işlevlerinden biri de keşiftir. Bazen tarihin bilinmeyen karanlık dehlizlerine gizlenmiş bazen de özellikle günümüzde hiçbir gözün göremeyeceği bir noktada unutulmuş olan ve keşfedilmeyi bekleyen yığınla hikâye vardır. Hikâyeler anlatılmak için üretilirler. Anlatılmayan hikâyeler, yaşanmış da olsalar, unutulup giderler. Burada da Puşkin’den mülhem şu cümleyi anmak gerekiyor: “Sanat (hikâye) unutturmaz.” (daha&helliip;)

DEVAMI --››
R. SEYHAN İLE ÖYKÜYE DAİR – Sorular: Y. ALPASLAN ÖZDEMİR

RECEP SEYHAN ile ÖYKÜYE DAİR SÖYLEŞİ – Sorular: Yusuf Alpaslan Özdemir (TEMMUZ dergisi/38)

  1. Yaşadığımız toplumun edebiyatla ilişkisini nasıl değerlendirirsiniz, sizce edebiyat, hayatımızın neresinde? İnsan edebiyat bilse ne olur, bilmese ne olur hocam? Edebiyatla ilgilenmeyen onca insan var, ne oluyor onlara sizce?

Edebiyatın toplumun ilgi alanında olduğunu sanmıyorum; dolayısıyla olmayan bir şeyin bir niteliğinden de söz edilemez. Şunu söyleyebilirim: Edebiyat, hayatı ve eşyayı anlama ve onları anlamlandırma çabasıdır. Edebiyat, insanın ve eşyanın fark edilmesidir. James Wood’un “Edebiyat, hayatı daha iyi fark etmemizi sağlar; hayata ilişkin bize pratik yaptırır. Bu da bizi hayatı ve detaylarını daha iyi okuyan biri hâline getirir,” görüşünün merkezinde iki tür okuma var: Kitap ve hayat. (daha&helliip;)

DEVAMI --››
ZONGO’DAN KAZAKÇAYA ÇEVİRİ

Zongo’dan birkaç hikâyenin Kazakçaya çevrileceğini öğrendik. İlk olarak kitaptan “Sinek” adlı hikâye çevrildi. Çeviriyi yapan Moğol asıllı Kazak şair/hikâyeci (engimeci) Suragan Rahmetoğlu’na teşekkür ederim.
SİNEK hikayesinin Kazakça çevirisi (Kril alfabesiyle) aşağıdadır.

РЕЖЕП СЕЙХАН (RECEP SEYHAN)
ШІРКЕЙ
Түн ортасынан ауған шақ. Көшелер жым-жырт,тыныш.Үйде тек екеуіміз ғана.Кейбіреулер терезе әйнегіне,енді біреулері есіктің тұтқасына қоныпты. Ал, бір жарымы төбедегі шамның ламбасында.Тіпті біреулері ызыңдап, айналып ұшып жүр. «Әнеу жерде» деді.Не бар онда? Шіркейлер мыңғырылған! Ол нұсқаған жаққа қарадым. Қабырғада ештеңе жоқ!? Оның көргенін мен көре алмадым. «Барып тынық. Ертемен сәресін ішуге келесің!?» Бөлмені кезіп көп жүрдім. Жатсам ба? Кетсем бе? (daha&helliip;)

DEVAMI --››
SİTEMİZE SİBER SALDIRI

SALDIRI FETÖ’NÜN ADAMLARINDAN MI?

Sitemize 19 ve 26 Ekim tarihlerinde iki kez siber saldırı düzenlendi.
Bendeniz çok önemli bir yazar olduğumu sanmıyorum. Önemli yazar nasıldır nasıl önemli yazar olunur onu  da bilmiyorum. Böyleyken bir ayda iki kez sitemizin hedef alınmasının tek açıklaması var: Fail FETÖ’nün adamları olabilir mi? Bunu aklımıza getiren somut  bir durum var: EBUCEHİL KARPUZU adlı romanımız FETÖ’nün kripto adamlarından birini anlatıyor. Romanın ilk baskısı tükendi. Her ne kadar romanın ilk baskısı okuyucuya tam olarak ulaşmadıysa da ikinci baskısı yolda. Bu olaydan yılmayacağız. Sitemizi yeniden onararak aktif hâle getiren Yusuf Özşahiner’in gayreti taktirlerin üzerindedir.  Zarkon Savaşları, Kazadan Sonra, Sahaf (Öteki Dünyanın Efendileri), Bahşi Tapınağı Efsanesi gibi bilim kurgu/macera romanlarının yaratıcısı Yusuf Özşahiner sitenin yeniden imarı için gerçekten büyük mücadele verdi. Kendisine teşekkür ediyorum.

DEVAMI --››
Hakemli bir dergide bilimsel bir çalışma: RECEP SEYHAN’IN HİKÂYELERİNDE NESNE-BİREY İLİŞKİLERİ/İsmail Turan

RECEP SEYHAN’IN HİKÂYELERİNDE NESNE VE BİREY İLİŞKİLERİ*[1]

Object-individual relations in Recep Seyhan’s stories
Abstract
Recep Seyhan, who started his writing career in 1979 in the Türk Edebiyatı magazine; He is the author of several books as well as many journal articles and independent works. Our writer, who succeeded in successfully synthesizing the modern story with the traditional story, brings modern interpretations to ancient feelings and ancient tools. For this purpose, a strong staff of the staff who founded Seyhan’in especially at Azazil’in Kapısında and Metal Çubukların Dansı of the story books offer us a large field of study. The aforementioned works are decorated with stories in which Seyhan made ontological observations and examined the relationship between human and object. In our study, we will examine the objects that form the stories in their books and sit in the center of the texts. In the stories, objects that appear to have strong communication with people: mirror and screen, metal bars (knitting shafts), stones, doors, toys and knives. Working from these objects will reveal that the individual and the collective unconscious are projected from the human to the article. (daha&helliip;)

DEVAMI --››
R. SEYHAN İLE KURMACANIN HİKÂYESİ-Zeynep S. Yalçın

Söyleşen: Zeynep Satı YALÇIN -Türk Dili Ocak 2018
Öyküleriyle tanıdığımız Recep Seyhan’la yeni yayınlanan “Bana Hikâye Anlat-ma” adlı psikanalitik-ontolojik tahlil kitabı bağlamında Recep Seyhan öyküsünü ve kurmacanın hikâyesini konuştuk.
– Öncelikle bir tür olarak neden öyküyü seçtiniz hocam? Recep Seyhan’ın öykü anlayışı nasıldır?
Öyküyü seçmem, yetiştiğim çevrenin bana içinden sürekli öyküler akan görüntüler sunması ile ilgilidir. Şöyle: Bir vesile ile değinmiştim; muhteşem bir coğrafyada doğdum. Ruhumun diplerine kazınan ilmekler; Mayıs ayında bile kar yağabilen, rüzgârların varlığımın iliklerine bitimsiz hasretler üfürdüğü bir coğrafyada atıldı. Çiçeklerin, ağaçların ve kuşların bol ve özgür olduğu birçok çocuğun hayal bile edemeyeceği tabiata, görkemli doğal mekânlara mukabil; eprimiş zamanlarda; paçaları çakıldaklı biz çocukların erken gördüğü -bazen görmemesi gereken- yaşanmışlıklara, dokunaklı hayatlara da şahitlik ettim Hulasa, 7, 8 yaşlarında bir çocuğun normal şartlarda  (daha&helliip;)

DEVAMI --››