SORUŞTURMA-Türk Edebiyatı Dergisi

Sizce hikâye neyi ifade ediyor? Geleceğini nasıl görüyorsunuz hikâyenin?(*)

Hikâye bana içimin diplerinde hep akmakta olan gösterge ırmaklarını ifade diyor. Gösterge ırmaklarının sesini, herhangi bir kelime, kavram veya söz duyurmuş oluyor bana. Bu sesleri duyduğumda kışkırtılmış oluyorum ve oraya iniyorum hemen. Orada gördüğüm görüntüsel durumlarla, devinimlerle, eşyalarla bire bir iletişime geçtiğimde derhal kendi içimde bir yolculuğa çıkıyorum. O seyahatte gördüklerimi, duyduklarımı o andan itibaren anlatmaya başlayabilirim. Tam da o sırada biri konuşuyor ise (bu sen de olabilirsin) ona ihanet ederek onu bırakıp beni ırmakların çağırdığı yere gittiğim çok olmuştur. Bu durumlardan birinde hani sen “sen beni dinlemiyor musun kuzum?” demiştin hatırlıyor musun? Seni ‘dinliyordum’ ama duymuyordum, sana bakıyordum ama görmüyordum seni. (Bir başkası da sözünün orta yerinde gözlerime bakarak “sen nerdesin? diye sormuştu bana)

Bu düzlemin başka bir tabakasına da geçmişimdir. Bak, yeri geldi söylüyorum: Ben konuşurken (hani geçen günkü gibi) bazen sözün muvazenesini kaçırmam veya söyleyeceğim sözlerin arasına aniden yalıtkan bir duvar inmesi ve ne söyleyeceğimi o anda unutuvermem de bu yüzden idi işte. Bu iki durumun sebebini başka yerlere bağladın belki de sen, bilmiyorum (bir başkası “sıyırmış” olabileceğimi düşünmüştü zaten ve ben onun o düşüncesini alt yazısında okumuştum. Varsın olsun 😉 ama benim tarafımda durum böyle oluyor. Orada gördüklerimin çoğu beni hayret üzre bırakıyor, çok zaman hayret üzereyim bu yüzden ben.

Orada neler mi görüyorum? Bunu bana sen mi soruyorsun? Bunları yazdığım hikâyelerde anlattım: Orada gördüğüm insan türü bana orada kalbini ve ruhunu açıp gösteriyor; ben de gördüklerimi anlatıyorum. Artık yaşamayan insan türü veya müsta’mel eşyalar ise bana gelip benden ruh istiyorlar. Ben de kalemim gibi yontuyorum, eğip büküyor ve diriltiyorum onları. Hikâye bu sebeple de bana yaşamayı, ‘yaratmayı’ ve anlatmayı ifade ediyor.

“Alt ben”in ve şiirin bir geleceği varsa hikâyenin de geleceği hep olacak, hem de iyi olacaktır. (Bu iki tür yapışık doğmuş; sonradan başarılı bir operasyonla ayrılmış sağlıklı ikizlerdir.) Bu ikisinin geleceği olmazsa kıyameti beklemek gerekir.


(*) Bu yazı, Türk Edebiyatı Dergisinin ilgili sorusuna cevap olarak Ağustos 2016 tarihli sayısında yayımlanmıştır