ÇÖP KOVASINDAKİ RESİMLER

Hikâyeci Recep Seyhan; medeniyet, şehircilik, eğitim gibi üç önemli gösterge etrafında bir dönem görev yaptığı Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde; Almanya-Fransa-İsviçre hattında (daha sonra yurt içinde) yaptığı gezi ve gözlemlerini anlatıyor. 28 Şubat gibi sancılı bir dönemin sabıka kayıtlarını da tutan yazar, notların bir kısmını Augsburg Notları adıyla dergilerde yayımlamıştı. Almanya’da yaşayan Türklerin hayatından kesitler de sunan Seyhan, sorgulayıcı bir üslupla “dışarı”dan “içeri”nin nasıl göründüğüne de mercek tutuyor.

Dil bilmeyen ilk nesil; başlangıçta, yersiz-yurtsuz, sahipsiz ve kimsesiz; bu yaban ellerde en ağır işlerde çalışarak; hatta 21.yy’ın eşiğinde elektriksiz iş şantiyelerinde yatıp kalkarak çile doldurmuşlar. Para ve emek harcayarak bugünkü ikinci kuşağa dayanışma merkezleri, dernekler, mescitler, camiler, misafirhaneler, bayındır mekânlar bırakmışlar. Bu, bir bakıma geleceği inşa hareketidir. Onlar iki ülkeyi aynı anda bayındır ettiler; birini ihya ederken, diğerini imar ve inşa ettiler. Fakat onların Türkiye’de örgütlü bir kuruluşları yok; onların bu ülkeye katkıları unutuldu gitti; sesleri duyulmaz oldu; hatta cenazeleri sessizce gelmeye başladı bile.

  • Recep Seyhan
  • Çöp Kovasındaki resimler
  • İncir Yayıncılık
  • Nisan 2017
  • Kayseri