GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERDE – öykü (2013, Eskader Hikâye Ödülü)

Kısa sürede ikinci baskısını yapan Güneşin Doğduğu Yerde, geleneksel hikâye ile modern öykü arasında güçlü bir köprü kuruyor. Hem üzerinde titizlenilen dil, hem de hikâyenin kendisine odaklanan anlatım, okuru uzun soluklu ve edebi hazla dolu bir okuma yolculuğuna davet ediyor. Hem ironik, hem hakiki; hem acı, hem de şaşırtıcı öyküler.
(Arka kapak editör yazısından)

Dünyanın gelip geçmiş en önemli insanı bir ziyaret için İstanbul’u şereflendirecektir. Milyonlarca insan, o sabah akın akın onu karşılamak üzere erken saatlerde Güneşin Doğduğu Yerde toplanmak üzere yollara düşmüştür. (Güneşin Doğduğu Yerde‘den)

beni bir gün kazan dairesinde yakaladı sen dedi ne yapıyorsun burada bakayım gömleğimi arıyorum dedim gömleğin ne işi olur kazan dairesinde çocuğum aklını mı yitirdin sen allahım bu çocuk beni delirtecek dedi saçlarını yoldu kaç kez dedim sana anlamıyor musun vazgeç şu gömlek davasından sonra sesini yavaşlattı yumuşadı haydi merakını gidereyim ama bana bir daha o gömleği sorma dedi meraklanmıştım gömleğine çamaşır suyu döküldü solmuştu bir tarafında kirli beyaz lekeler vardı ben de attım şimdi rahatladın mı dedi apar topar nereden bulduysa bana başka bir gömlek getirdi sesi son derece müşfikti bana bak dedi bu yepyeni bir gömlek hem de ondan daha güzel dedi ama benim gömleğim maviydi dedim ısrar etti getirdiği gömleğin üstünlüklerini saydı döktü iki cebi olduğunu yakasında düğmeleri bulunduğunu söyledi ama dedim o kayıp gömleğim annem kokuyordu dedim bana verdiğin bu gömlek hem mavi değil hem de annem kokmuyor dedim (Bıldırcın Avcıları hikâyesinden)