DÜZENEK ve TARAFTAR (deneme)

DÜZENEK VE TARAFTAR

Önceleri ikiydiler sonra üç, dört, on oldular.
Her küme bir imparatorluk; kümelerin başındaki adamların her biri de kümesinin imparatoruydu.
Bu imparatorlukların taşınmaz mülkleri, büyük arazileri, bankaları, sayısı bilinmeyen araçları, özel tesisleri, şaşaalı mekânları vardı. İmparatorluğun önde gelen adamları ve arenalardaki ayinlerde önemli görevleri olan bireyler saraylarda veya saray gibi mekânlarda otururlardı. Onların her birinin günlük hayatları ve yapıp ettikleri her iş, ilgili kümenin yayın organlarına haber olarak geçilirdi. Bu haberlerde; adamların son olarak kaçıncı kadın ile yaşadıkları; oğullarının veya kızlarının yarış yahut drift yaparken hangi garibanı ezdiği, hangi mekânlarda ne tür rezalet çıkardıkları ballandıra ballandıra anlatılırdı. Hayatlarının bütün ayrıntıları pazara çıkarılır; fakat onlar, bütün olanları hanelerine yazılmış pozitif  bir reklam gözüyle değerlendirirlerdi sadece. Bütün bu haberlerin alıcısı da yine taraftardı. Taraftar sadece falan kümeyi tutanlardan ibaret değildi. Bir taraftar; insanların içlerini boşaltmayı amaçlayan bir dizi filmin sıkı takipçisi de olabilirdi; aile felaketlerini pazarlayan programlardan birinin veya uzak ülkelerden birinde hendek atlama yarışmalarının takipçisi de…
Her durumda ,sadık bir taraftardan beklenen, düzeneği işletmek için çuval ağzı açması idi: Çuval ağzı da imparatorluğun ve onun adamlarının eylemlerini arenada seyrederek açılırdı.

Orada insanlar toplu bir sara nöbetine tutulmuş gibi sadece seyrediyorlardı. Birileri yapar ve üretir o ise yapılmış olanları seyrederdi. Her bir edilgin taraftarın, ömrünü bu ayinlere adadığı da söylenebilirdi. Köyde, şehirde, evde, tatile gittiyse orada, fırsat bulursa iş yerinde, imparatorluk bireylerinin arenadaki hâl ve hareketlerini konuşurdu her yerde. Üzerine yapışan edilgin kişilikle şeref duyar, tuttuğu tarafın zaferiyle kendinden geçer, ayakları yerden kesilirdi. İmparatorluğun bireyleri her gün artarak şişen servetlerine servet katarken onun işi, aşamaları seyretmek ve onların yapıp ettiklerine çene yormak veya bu yönde çene çalarak para kazananları izlemek/dinlemek idi. Bunları konuşacak insan bulmakta hiç zorlanmazdı bir taraftar. Her yerde karşılaşabilirdi dost taraftarla; hatta onu şahsen tanıması da gerekmezdi. Bir araya gelmesi veya söze bir ucundan girmesi için seyirci veya taraftar olmak ortak payda olarak yetebilirdi. Aynı kümeyi izliyor olmak güçlü bir ortak payda olurdu tabii. Muhabbete kırk yıllık dost gibi başlayabilirlerdi artık. Bu olmasa bile; yani imparatorluk düzeneklerini konuşacak birini bulamadığında da bir taraftar hiçbir zaman yalnız değildi.

Gerçekte durum görünenin de ötesindeydi. Bağlı bulundukları -başka ifadeyle destekledikleri veya izledikleri- küme onlar için bir alt kimlik idi. Kişilikleri orada merkezileşmiş, kimlikleri orada düzenlenmiş ve varlıkları orada onaylanmıştı. İmparatorluğun onaylamadığı hiçbir davranışta; onu yaşatma ve daha fazla büyütme hedefinin dışında hiçbir eylemde bulunamazlardı. Bu sebeple başat eylemleri; hep edilgin bir konumda sadece başkalarını konuşmak; onları izlemek ve büyük bir coşku ile alkışlamak idi.

Zihni, arkaladığı küme tarafından uyuşturulmuştu.
Birileri yapıyor, üretiyor ve önüne koyuyor; o da seyrediyordu. 40 yıl böyle geçmişti. Ömrünün kalanı da böyle geçeceğe benziyordu. İmparatorlar durmadan kazanır o ise camdan seyrederdi; fakat imparatorlar bununla yetinmezlerdi. Esasen imparatorlukların, taraftarların beynini işgal etmek ve orada hâkimiyet kurmak için bir dizi önlemleri vardı. Taraftar; seyretmesi için sunulan ayinleri seyretmekle yetinmiyor, konuyu, ayinlerdeki ayrıntıları işleyen yayın organlarından (daha sonra cep bilgisayarı gibi kullanılan telefonlardan) da takip ediyordu. Ayinler ve icra sırasındaki ayrıntılar diğer görsel yayın organlarına da servis edilir, ayrıntıların en ücraya ulaşması sağlanırdı. Mesela ayinleri arenada izleme imkânı olmayanlar için imparatorluk şirketlerinin geliştirdiği yazılımlar ve izleme gözenekleri vardı. İmparatorluklar, taraftarlarının mevcut fedakârlıklarla yetinmemelerini; daha fazla, daha fazla sadakat bağlamında hazırladıkları bu izleme gözeneklerine de abone olmalarını istiyordu. Kurdukları şirketler ağıyla sadece isterdi taraftarlarından, onlar da anında karşılardı bu talepleri. Ortaya bir Mankurt çıkarıldığı da söylenebilirdi. Taraftarların imparatorluğa ödenekleri mukabilinde, geçmişte yapılan veya şu anda yapılmakta olan arena ayinlerini evden takip etmeleri için ihdas edilen şifreli kanallar böyle oluşmuştu. Bu yayın organlarının tek amacı vardı: Taraftarın coşkusunu diri tutmak.

Kayıtlarda İmparatorlukların -temel amaçları arasında görünmemekle birlikte- kümelerle yakın temas içinde olan taraftar üzerinde tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirdikleri iki dolaylama hedef vardı: İlki, ülkenin hiçbir meselesinin İmparatorlukların işaretledikleri kümenin önüne geçemeyeceğine ve dünyaya sadece kendisini seyretmek için geldiğine iman etmek. Diğeri; kitaplardan ve düşünsel etkinliklerden uzak durmak.

Bu imparatorlukların muhatap aldıkları insan tipi ile kitapların hedeflediği insan tipi birbirine yıldızlar kadar uzaklıktaydı. Bu yüzden insanı kitaptan uzak tutmanın en kestirme yolu onu fanatik bir taraftar/izleyici hâline getirmekti. İmparatorlar bilirlerdi ki bir insanın beyni ancak bu şekilde boşaltılabilirdi.