info@recepseyhan.com.tr

DAĞ ÖYKÜLERİ /9+1=10 kısa öykü /tam metin

1 Koca Dağ Adam koyunlarını aldı, Koca Dağ’ın yamacına götürdü. Koca Dağa seslendi: Ey Koca Dağ! Koyunlarıma mukayyet olur musun, dedi; az işim var, onlara yeni otlak alanları tespit edip döneceğim, dedi. Dağ dedi: Koyunlarını bana bırakma, kurda mukayyet olamam; üstelik sis de var. Bilirsin kurtlar sisi sever. Hiç olmazsa sis dağılsın öyle git. Sisin […]

Devamı…

ZONGO’NUN DEĞİRMENİ’nden seçkiler

Zongo’nun Değirmeni‘nden ►Kitaptaki üç hikâye (Zongo’nun Değirmeni, Flora’nın Çıngırakları ve Ölü Sesleri Korosu) daha önce hiçbir yerde yayımlanmamıştır. “Dalında olgunlaşıp kuruyan, kurda kuşa yem olmaya hazır bir meyve gibiyim şimdi. Yüksek yüksek yaylalardan kesildim, gecesi aydınlık şehire gitmekten kesildim, araziye gitmekten kesildim. Ahır bile bana kapısını kapadı. Dünya; ovasıyla, yaylasıyla, toprağıyla beni terk etmeye başladı. […]

Devamı…

SESLERİ DELEN BİR SES

SESLERİ DELEN BİR SES (…) Orta yerde derin bir sessizlik vardı. O sırada, bütün bir köye; evlerin saçaklarına, avlu girişlerine, kapı eşiklerine, köy içindeki tozlu yollara, hayvan eğreklerine, asırlık dut ağaçlarının dallarına, tavuk pinekliklerine, seren böğürlerine, samanlık diplerine katmanlı kavisler çizerek yayılan o sessizliğin tanımsız sesini herkes duydu. İşini aşını bırakıp aynı amaçla oraya toplanan […]

Devamı…

AZAZİL’İN KAPISINDA

AZAZİL’İN KAPISINDA (…) Muhayyilemin zamanın dehlizlerinde dolaşma gücünü görmek beni dehşete düşürüyordu: Bir sabah kalktığımda ya güneşi doğmamış bulursam? Ya geceler bir daha gelmezse? Ya akşam konuştuğum dili sabah kaybedersem? Ya denizler taşıp okyanuslar dünyayı istilâ ederse? Yıldızlarda neler yaşanıyordu? Büyükbabama oralarda bir yerlerde rastlayabilir miydim?

Devamı…

DÜĞÜN GECESİ (Çakı adlı hikâyeden)

(…) Bir cumartesi gecesi bir akrabamızın düğününe katılmıştım. Babam, içkili düğünlere “haram” olduğu gerekçesiyle hiçbir surette katılmazdı; velev ki bu bir yakınımızın düğünü olsun. Düğün içkiliydi. Sırf ayıp olmasın diye kerhen de olsa bu tür düğünlerde bulunmamız gerekiyorsa evi temsilen beni görevlendirirdi babam.

Devamı…

BÖYLE OLDU İŞTE- öykü

BÖYLE OLDU İŞTE Hiç hazır oyuncağım olmadı benim; oyuncaklarımı kendim yaptım: Kara lastiğimin birini -ya da ikisini birden, iş yoğunluğuna göre art arda- araba yapıp içinde kum taşıdım ‘şantiyeme’. Bu arada yabani tevek sapları da direksiyonum oldu tabiî. (Yaş tevek göceklerini kolan gibi örüp simit şekline getir, al sana direksiyon) Ağır yük altında inleyen şantiye […]

Devamı…

İSTİLA -öykü (Tam metin)

İSTİLA Adam, sırt çantalı başka bir adama yaklaşıp aradığı bir adresi sormak istedi. Sırt çantalı adamın kulağında kulaklık vardı, adam duymadı. Adam onu bu hâlde bulunca diğerine yönelecek oldu; ama onun da kulağında kulaklık vardı. Daha öteki de böyleydi. Kulakları kapalıydı insanların ve onlara işittirmek neredeyse mümkün değildi. Bir an, sorusunu yöneltebileceği kimse bulamayışının aksayan […]

Devamı…

İSKELEDE /öykü /recep seyhan (tam metin)

Kimse yıllarca görmemiş, kimse farkına varmamış, orada, iskelenin girişinin hemen sağ köşesinde unutulmuştu sanki. Sadece bu da değil; unutanlar onu orada unuttuklarını da unutmuşlardı. Ayaklar akıyordu hemen önünden; birbirine iltifat eden, telefonla konuşan, konuşurken karşısından gelene son anda çarpmamak için ani bir gerdan kıvırışla savuşup giden, içinden öyküler akan, yüzlerine sirke dökülmüş hareketli ölüler geçiyordu…

Devamı…

Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi için...

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Close